Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/15885 E. sayılı kararında, davacı-karşı davalı kadının hem zina (TMK m.161) hem de evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166/1) sebeplerine dayandığı, mahkemenin ise sadece genel sebebe dayanarak boşanma kararı verdiği belirtilmiştir. Mahkemenin zina iddiasını karara bağlamamasının, kadının hangi potansiyel haklarını etkileyebileceğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #37048

Mahkemenin zina iddiasını karara bağlamaması, kadının boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin potansiyel haklarını ciddi şekilde etkileyebilir. Bunlar: 1) Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m.174): Zina, evlilik birliğinin en ağır kusur hallerinden biridir. Eğer zina ispatlansaydı, kadın, kocasının tam kusurlu olduğunu daha kolay ispatlayabilir ve daha yüksek bir manevi tazminat talep edebilirdi. Genel sebeple verilen kararda kusurlar eşit veya kadının kusuru daha ağır bulunabilir. 2) Katılma Alacağı (Mal Paylaşımı - TMK m.236/2): En önemli etki burada ortaya çıkar. Eğer boşanma 'zina' sebebine dayanılarak verilseydi, kadın, mahkemeden, aldatan kocanın edinilmiş mallardaki katılma alacağının (artık değerdeki payının) azaltılmasını veya tamamen kaldırılmasını talep edebilirdi. Boşanma kararı genel sebebe dayandığı için, bu haktan mahrum kalmıştır ve mal paylaşımı kusura bakılmaksızın yarı yarıya yapılacaktır. Bu nedenle, mahkemenin zina iddiasını incelememesi, kadının mal paylaşımında elde edebileceği önemli bir avantajı kaybetmesine neden olmuştur.