Bir sanık, 'hakkın yerine getirilmesinden kaçındığı' iddiasıyla bir hakim aleyhine HMK m.46 uyarınca tazminat davası açmıştır. Ancak sanığın asıl şikayetinin, hakimin davayı makul sürede bitirmemesi olduğu anlaşılmıştır. Yargılamanın makul sürede bitirilmemesi, tek başına HMK m.46/f'deki 'hakkın yerine getirilmesinden kaçınma' olarak kabul edilebilir mi?
Hayır, kabul edilemez. 'Hakkın yerine getirilmesinden kaçınma', hakimin kasten ve hukuka aykırı bir şekilde yargısal bir görevini yapmayı reddetmesidir. 'Yargılamanın makul sürede bitirilmemesi' ise, AİHS m.6 ve Anayasa m.36'da güvence altına alınan 'makul sürede yargılanma hakkı'nın ihlalidir. Bu iki kavram farklıdır. Yargılamanın uzaması, iş yoğunluğu gibi objektif nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, hakimin ihmalinden de kaynaklanabilir. Ancak bu durum, tek başına, hakimin kasten adaleti engellediği anlamına gelmez. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası için başvurulacak yol, HMK m.46'ya dayalı bir tazminat davası değil, öncelikle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru ve bu başvuru sonucuna göre Tazminat Komisyonu'na müracaattır. Dolayısıyla, bu iki hukuki sebep karıştırılmamalıdır.