CMK m.119/4'ün uygulanmadığı, yani hazırunsuz yapılan bir konut araması sonucu elde edilen delillerle ilgili olarak, sanığın yargılamanın hiçbir aşamasında bu duruma itiraz etmemesi ve suçu ikrar etmesi, Yargıtay'ın 2007 tarihli eski içtihadına göre nasıl bir sonuç doğuruyordu?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.06.2007 tarihli eski içtihadına göre bu durum, delilin hukuka uygun kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmesi sonucunu doğuruyordu. Bu eski görüşün mantığı şuydu: Hazırun bulundurulmaması, sadece 'şekle ilişkin bir koşul ihlali'dir ve delilin güvenilirliğini ortadan kaldırmaz. Eğer sanık, bu hukuka aykırı aramada elde edilen delillerle yüzleştirildiğinde suçu samimi bir şekilde ikrar ediyorsa, bu ikrar, hukuka aykırı delili 'destekleyen' ve onun doğruluğunu teyit eden bir 'yan delil' olarak görülüyordu. Sanığın bu usulsüzlüğe itiraz etmemesi de zımni bir kabul olarak değerlendiriliyordu. Dolayısıyla, 'sırf arama sırasında şekle ilişkin bir koşul ihlal edildi diye aramanın hukuka aykırı sayılamayacağı' ve elde edilen delilin, ikrar gibi başka delillerle desteklendiğinde hükme esas alınabileceği kabul ediliyordu. Ancak bu içtihat, AYM kararı sonrası tamamen değişmiştir.