Bir sanık hakkında, TCK m.184/1 uyarınca açılan imar kirliliği davasında, inşaatın yapıldığı yerin 'özel imar rejimine tabi' bir sit alanı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumun, sanığın cezai sorumluluğuna etkisi ne olur?
Bu durum, sanığın eyleminin aynı zamanda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na da aykırılık oluşturması nedeniyle, cezasının TCK m.44 (fikri içtima) uyarınca belirlenmesine neden olur. Sit alanları, 'özel imar rejimine tabi' yerlerdir. Bu nedenle, burada ruhsatsız bina yapmak TCK m.184/1'deki suçu oluşturur. Aynı zamanda, sit alanında izinsiz inşaat yapmak, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde de ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Sanığın tek bir eylemi (inşaat yapma), iki farklı kanundaki suçu oluşturduğu için, TCK m.44 uygulanır. Buna göre, sanık bu iki suçtan hangisi daha ağır cezayı öngörüyorsa, sadece o suçtan cezalandırılır. Genellikle 2863 sayılı Kanun'daki ceza daha ağır olduğu için, sanık o maddeden ceza alır.