Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/4-371 E. sayılı kararında, mahkemenin, sanığın vekille temsil edildiği olgusunu 'gözden kaçırması', neden 'insani hata' olarak değil de, hakimin sorumluluğunu gerektiren bir 'hukuka aykırılık' olarak nitelendirilmiştir?
Çünkü bu 'gözden kaçırma', sadece basit bir dikkatsizlik değil, aynı zamanda müdafiin bu durumu açıkça hatırlatmasına rağmen düzeltilmeyen, ısrarlı bir hukuka aykırılığa dönüşmüştür. Kararda, sanık müdafiinin, kararın usulsüz tebliğ edildiğini, tebligatın kendisine yapılması gerektiğini bir dilekçeyle mahkemeye bildirdiği, ancak mahkemenin bu bildirimi de 'göz ardı ederek' infazın durdurulması ve temyiz istemlerini reddettiği vurgulanmaktadır. Bu noktada olay, basit bir gözden kaçırma olmaktan çıkmış, hakimin, kendisine hatırlatılan 'açık ve kesin bir kanun hükmünü (Tebligat K. m.11)' bilinçli olarak uygulamaması haline gelmiştir. HGK'nın bu durumu hakimin sorumluluğunu gerektiren bir hukuka aykırılık olarak görmesinin temel nedeni, hatanın basit bir yanılgı düzeyinde kalmayıp, uyarıya rağmen devam ettirilerek sanığın temel haklarını (kanun yoluna başvurma, özgürlük) ihlal eden ısrarlı bir kanuna aykırılığa dönüşmesidir.