Bir sanık hakkında, TCK m.184/1 uyarınca açılan imar kirliliği davasında, ilgili belediyeden gelen yazıda, suça konu yerin 3. derece Arkeolojik sit alanı olduğu belirtilmiştir. Bu durumun, yargılamaya ve verilecek karara etkisi ne olmalıdır? Fikri içtima kuralları bu durumda nasıl işler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36838

Bu durum, sanığın eyleminin aynı zamanda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na da aykırılık teşkil edebileceği anlamına gelir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/11763 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin bu durumda yapması gereken, 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan da bir suç duyurusunda bulunulmasını sağlamak ve eğer bu suçtan da bir dava açılırsa, iki davayı birleştirmektir. Sanığın tek bir 'ruhsatsız inşaat yapma' fiili, hem TCK m.184'teki imar kirliliği suçunu hem de 2863 sayılı Kanun'daki ilgili suçu (izinsiz inşaat ve fiziki müdahale) oluşturuyorsa, TCK m.44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralı uygulanmalıdır. Bu kurala göre, fail, bu suçlardan hangisinin cezası daha ağır ise sadece o suçtan dolayı cezalandırılır. Mahkemenin, her iki suçtan ayrı ayrı ceza vermesi mümkün değildir.