Bir boşanma davasında, mahkeme hükmün gerekçesi ile kısa kararı arasında çelişki yaratmıştır. Örneğin kısa kararda 'zinaya dayalı davanın kabulüne' derken, gerekçeli kararda 'evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanmaya' karar verildiği yazılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/2690 K. sayılı kararına göre bu durumun sonucu nedir?
Bu durum, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/2690 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'tek başına bozma sebebi oluşturur'. HMK m.294/4 ve m.298/2 uyarınca, gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara (hüküm sonucuna) aykırı olmaması esastır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki, hükmün hangi hukuki sebebe dayandığı, hangi talebin kabul edilip hangisinin reddedildiği konusunda bir belirsizlik ve kafa karışıklığı yaratır. Bu durum, kararın infazında ve kanun yolu denetiminde ciddi sorunlara yol açar. Yargı kararlarının açık, net ve çelişkisiz olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu nedenle, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki, esasa girilmeksizin hükmün bozulmasını gerektiren önemli bir usul hatasıdır.