Bir sanık hakkında, CMK m.150/3 uyarınca zorunlu müdafi atanması gereken bir suçtan (alt sınırı 5 yıldan fazla hapis) yargılama yapılmaktadır. Sanık, kendisine Kırşehir Barosu tarafından atanan müdafiin görevden çekilmesini istemiş, mahkeme de bu talebi kabul ederek yeni müdafi atanmasına karar vermiştir. Ancak sanık, başka bir ilde (Alanya) tutuklu olduğu için yeni atanan müdafii ile görüşme imkanı bulamadan, müdafiin beyanıyla hüküm kurulmuştur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2013/3477 E. sayılı kararı, bu durumu hangi usul kuralının ihlali olarak görmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36806

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu durumu CMK'nın 193. ve 196. maddelerinin ihlali olarak görmüştür. Kural olarak, sanığın duruşmada hazır bulunması zorunludur (CMK m.193). Sanığın başka bir yerde tutuklu olması halinde duruşmaya getirtilemiyorsa, sorgusu SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla yapılabilir (CMK m.196). Karara konu olayda, sanığa yeni bir müdafi atanmış ancak sanığın bu müdafii ile görüşerek savunmasını hazırlama imkanı olmamıştır. Mahkemenin, sanığı bizzat veya SEGBİS ile duruşmaya dahil etmeden, yeni atanan ve sanıkla görüşmemiş olan müdafiin beyanıyla yetinerek hüküm kurması, sanığın 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak kabul edilmiştir. Bu, müdafiin varlığının tek başına yeterli olmadığını, sanık ile müdafii arasında etkin bir iletişim ve savunma hazırlığı imkanının da sağlanması gerektiğini gösteren önemli bir karardır.