Bir boşanma davasında, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166) sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmiştir. Ancak davacı, davalının zina (aldatma) eyleminin de olduğunu iddia etmiş ve mahkeme bu konuda bir değerlendirme yapmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/224 K. sayılı kararına göre, mahkemenin bu tutumu usule uygun mudur?
Hayır, usule uygun değildir. Kararda da belirtildiği gibi, davacı, boşanma talebini birden fazla hukuki sebebe (hem özel sebep olan zinaya hem de genel sebep olan evlilik birliğinin sarsılmasına) dayandırabilir. Bu durumda mahkeme, HMK m.297 uyarınca, davacının dayandığı her bir talep ve hukuki sebep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek ve bunu gerekçelendirmek zorundadır. Mahkemenin, evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanarak boşanma kararı vermesi, zina iddiasını inceleme ve bu konuda bir karar verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Çünkü zina sebebinin kabul edilip edilmemesi, kusur dağılımını ve tazminat, nafaka, mal rejimi gibi boşanmanın fer'i sonuçlarını doğrudan etkileyebilir. Mahkemenin zina iddiası hakkında hiç karar vermemesi, hükmün eksik olması anlamına gelir ve bozma nedenidir.