Bir sanık hakkında, TCK m.184/1 (imar kirliliği) suçundan yapılan yargılamada, suçun işlendiği yerin 'özel imar rejimine tabi' olup olmadığı konusunda bir tereddüt bulunmaktadır. Mahkemenin bu tereddütü gidermek için ne yapması gerekir? Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/14964 K. sayılı kararı bu konuda nasıl bir yol göstermektedir?
Mahkemenin, bu tereddütü gidermek için re'sen araştırma yapması gerekir. TCK m.184/4 uyarınca suçun 'belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde' işlenmesi, suçun bir unsurudur. Bu unsurun varlığı şüpheli ise, mahkemenin bu konuda kesin bir tespit yapmadan karar vermesi eksik inceleme olur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/14964 K. sayılı kararında gösterilen yol, bu konuda 'konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması'dır. Mahkeme, ilgili belediyeden, çevre ve şehircilik il müdürlüğünden veya diğer ilgili kurumlardan bölgenin imar planlarını, varsa özel kanun (sit alanı, kıyı kanunu vb.) kapsamında olup olmadığını sorarak belgeleri toplamalı ve bu belgeleri değerlendirecek (örneğin bir harita mühendisi veya şehir plancısı) bir bilirkişiye rapor hazırlatarak, suçun işlendiği yerin hukuki statüsünü kesin olarak belirlemelidir. Bu tespit yapılmadan verilen karar bozulacaktır.