5237 sayılı TCK m. 26/2'de düzenlenen 'ilgilinin rızası'nın, özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m.134) suçu açısından bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için, rızanın hangi niteliklere sahip olması gerekir?
Metinde bu konu doğrudan detaylandırılmamış olsa da, ceza hukuku genel prensiplerine göre, 'ilgilinin rızası'nın bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için şu niteliklere sahip olması gerekir: 1) Rızanın Özgür İradeye Dayanması: Rıza, cebir, tehdit, hile veya yanıltma gibi iradeyi sakatlayan bir durum olmaksızın, tamamen özgür iradeyle verilmelidir. 2) Rızayı Açıklayan Kişinin Algılama Yeteneğine Sahip Olması: Rızayı veren kişinin, verdiği rızanın anlam ve sonuçlarını anlayabilecek zihinsel ve ruhsal yetkinliğe sahip olması gerekir. Yaşı küçük veya akıl hastası bir kişinin rızası geçerli değildir. 3) Rızanın Fiilden Önce veya En Geç Fiil Anında Açıklanması: Fiil işlendikten sonra verilen rıza (icazet), fiili hukuka uygun hale getirmez; sadece şikayete bağlı suçlarda şikayetten vazgeçme anlamına gelebilir. 4) Rızanın Konusunun, Kişinin Üzerinde Mutlak Surette Tasarruf Edebileceği Bir Hakka İlişkin Olması: TCK m.26/2'de belirtildiği gibi, özel hayatın gizliliği bu nitelikte bir haktır. Güvenlik kamerası bağlamında, bu rızanın açıkça (yazılı veya sözlü) veya zımnen (uyarı levhası olan bir alana bilerek girmek gibi) verilmesi mümkündür, ancak zımni rızanın sınırları dar yorumlanmalıdır.