Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının, sanık müdafiinin yokluğunda ve usulsüz bir tebligatla kesinleştirilmesi ve bu karara dayalı olarak cezanın infaz edilmesi, Devlet aleyhine bir tazminat davasına konu edilebilir mi? Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/4-371 E. sayılı kararında bu durum hangi sorumluluk hali kapsamında değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36771

Evet, konu edilebilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/4-371 E. sayılı kararında bu durum, HMK m.46/c'de düzenlenen 'Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması' sorumluluk hali kapsamında değerlendirilmiştir. Karara göre, Tebligat Kanunu m.11 ('vekile tebligat yapılır') ve CMK'daki duruşmada müdafiin bulunma zorunluluğu gibi hükümler, 'farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin' kanun hükümleridir. Bu açık hükümlere aykırı olarak, müdafi yerine asile usulsüz tebligat yapılarak kararın kesinleştirilmesi ve infaz edilmesi, hakimin hukuki sorumluluğunu doğuran ağır bir yargılama hatasıdır. Bu hata sonucunda sanık, hukuken kesinleşmemiş bir karar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakıldığı için, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için Devlet aleyhine HMK m.46'ya dayalı bir dava açabilir.