Bir apartmanın çevresine, site sakini olmayan üçüncü bir kişi tarafından kamera yerleştirilmesi durumunda, failin TCK m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) suçundan cezalandırılabilmesi için 'hukuka aykırılık bilinciyle' hareket ettiğinin ayrıca ispatlanması gerekir mi? Metin yazarının Yargıtay kararına yönelik eleştirisi bu konuda neyi ifade etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36770

Metin yazarına göre, failin 'hukuka aykırılık bilinciyle' hareket ettiğinin ayrıca ispatlanmasına gerek yoktur; bu durumun bir karine olarak kabul edilmesi gerekir. Yazar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/4413 E. sayılı kararını eleştirmektedir. Bu kararda Yargıtay, sanığa gönderilen ihtarnamede özel hayatın ihlal edildiğine dair bir uyarı olmamasını ve sanığın hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davrandığının ispatlanamamasını beraat için gerekçe göstermiştir. Yazar ise bu görüşe katılmamaktadır. Yazara göre, bir kişinin, başkalarının konutunu, özel yaşam alanını (bahçe, otopark) izinsiz olarak kamera ile gözetlemesi eyleminin kendisi, hukuka aykırılık bilincini içinde barındırır. Hiç kimse, bir başkasının evini izinsiz gözetlemenin hukuka uygun olduğunu düşünemez (hukuku bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi). Bu nedenle, failin kastının ve hukuka aykırılık bilincinin varlığı için, mağdurların ayrıca bir ihtar göndermiş olması şartının aranması, suçun manevi unsurunun ispatını zorlaştıran hatalı bir yaklaşımdır.