6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra, basit yargılama usulüne tabi bir davada, davalının cevap dilekçesi vermeyerek veya cevap dilekçesinde belirtmeyerek, ilk duruşmada sözlü olarak zamanaşımı def'inde bulunması mümkün müdür? Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2014/8877 E. sayılı kararında bu konuda yapılan tespiti açıklayınız.
Hayır, mümkün değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2014/8877 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 01.10.2011'de yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK ile eski sözlü yargılama usulü kaldırılmış ve iş davaları gibi davalar için 'basit yargılama usulü' benimsenmiştir. HMK m.319, basit yargılama usulünde 'iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının' dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağını düzenler. Zamanaşımı def'i de bir savunma aracı olduğundan, bu yasağa tabidir. Dolayısıyla, davalının zamanaşımı def'ini, kanuni süresi içinde vereceği cevap dilekçesiyle ileri sürmesi zorunludur. Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen veya verip de bu def'ide bulunmayan davalı, daha sonra ilk duruşmada sözlü olarak bu savunmayı ileri süremez. Bu savunmanın daha sonra ileri sürülebilmesi, ancak davacının 'açık muvafakati'ne (HMK m.141/son) veya 'ıslah' yoluna başvurulmasına bağlıdır.