Bir boşanma davasında, tarafların Monaco Prensliği'nin kutlamalarına birlikte katıldıkları ve aynı odada kaldıkları tespit edilmiştir. Bu durumun, tarafların daha önceki zina ve onur kırıcı davranış iddiaları açısından hukuki sonucu ne olur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/3858 E. kararındaki yaklaşıma göre değerlendiriniz.
Bu durum, tarafların önceki kusurlu davranışlarını 'affettikleri' veya en azından 'hoşgörüyle karşıladıkları' anlamına gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/3858 E. kararındaki yaklaşıma göre, boşanmaya neden olan olaylardan sonra tarafların bir araya gelerek evlilik birliğini devam ettirme iradesi gösteren davranışlarda bulunmaları (birlikte tatile gitmek, aynı evde yaşamaya devam etmek gibi) af niteliğindedir. Affedilen veya hoşgörülen olaylar ise, artık boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemez ve boşanma gerekçesi yapılamaz. Dolayısıyla, Monaco tatilinden sonra, boşanmayı gerektirecek yeni bir kusurlu davranışın varlığı ispatlanamadığı sürece, taraflar bu tatilden önceki olaylara dayanarak boşanma talep edemezler.