Bir boşanma davasında, tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına karar verilmiş, ancak hükmün gerekçesinde hem erkeğin güven sarsıcı davranışları hem de kadının ağır hakaretleri nedeniyle tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hemen ardından ise, önceki olayların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı, aftan sonra boşanmayı gerektirir yeni bir olay olmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/3858 E. sayılı kararına göre bu durum neden tek başına bozma sebebidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36724

Bu durum, kararın gerekçesinin kendi içinde 'çelişkili' olması nedeniyle tek başına bir bozma sebebidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/3858 E. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mahkeme bir yandan tarafların birbirlerini affettiğini veya olayları hoşgörüyle karşıladığını, aftan sonra da yeni bir olay olmadığını belirterek bu olaylara dayanılamayacağını kabul etmekte; diğer yandan ise tam da bu affedilen veya hoşgörülen olayları (erkeğin güven sarsıcı davranışı, kadının hakareti) sayarak tarafların eşit kusurlu olduğu ve bu nedenle boşanmaları gerektiği sonucuna varmaktadır. Bir olayın hem affedilmiş/hoşgörülmüş olduğunu hem de boşanmaya gerekçe olacak bir kusur teşkil ettiğini aynı anda kabul etmek mantıksal bir çelişkidir. Affedilen olaylar kusur olarak yüklenemez. Gerekçedeki bu açık çelişki, mahkemenin hangi hukuki ve mantıksal temele dayanarak karar verdiğini belirsiz hale getirir ve bu durum, HMK m.297'ye aykırılık teşkil eden, adil yargılanma hakkını zedeleyen ve tek başına kararın bozulmasını gerektiren önemli bir usul hatasıdır.