Bir ceza davasında, sanık ve müdafii, uzun süre duruşmalara katılmamış, daha sonra sanık müdafii bir dilekçe ile dosyadan fotokopi talep etmiştir. Mahkeme, kararını sanığın ve müdafiinin en son beyan ettiği adresler yerine, iddianamede yazılı olan eski bir adrese Tebligat Kanunu m.35'e göre tebliğ ederek kesinleştirmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/4-371 E. sayılı kararında bu tebligat neden usulsüz bulunmuştur?
Bu tebligatın usulsüz bulunmasının iki temel nedeni vardır: 1) Vekile Tebligat Zorunluluğunun İhlali: Sanık, müdafii (avukat) ile temsil edilmektedir. Tebligat Kanunu m.11'e göre, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Kararın, vekil yerine asile tebliğ edilmesi temel bir usul hatasıdır. 2) Bilinen En Son Adrese Tebligat Yapılmaması: Vekile tebligat kuralı bir an için göz ardı edilse bile, asile yapılacak tebligatın da usulüne uygun olması gerekir. Tebligat Kanunu m.10, tebligatın 'bilinen en son adrese' yapılmasını emreder. Olayda sanık, sorgusunun yapıldığı celsede yeni bir adres (Adana'daki adresi) bildirmiştir. Mahkemenin, bu yeni ve bilinen en son adres dururken, iddianamedeki çok daha eski bir adrese (Beyoğlu'ndaki adres) TK m.35'e göre tebligat yapması da usulsüzdür. TK m.35'in uygulanabilmesi için, öncelikle bilinen en son adrese çıkarılan tebligatın iade edilmiş olması gerekir. Bu iki temel usul hatası nedeniyle, tebligat geçersiz sayılmış ve buna dayanan kesinleştirme işlemi hukuka aykırı bulunmuştur.