Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/15755 E. sayılı kararında, mahkemenin son oturum tutanağına 'davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine' şeklinde yazarak hükmü tefhim etmesi neden hukuki bir varlık kazanmamış bir karar olarak nitelendirilmiştir? Doğru bir tefhim nasıl olmalıdır?
Bu şekilde bir tefhimin hukuki bir varlık kazanmamış sayılmasının nedeni, HMK m.297/2'ye açıkça aykırı olmasıdır. Bu maddeye göre hüküm sonucu, 'taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi' suretiyle oluşturulur. 'Davanın kısmen kabulüne' şeklindeki bir ifade, hangi talebin ne kadar kabul edildiğini, taraflara ne gibi haklar tanınıp ne gibi borçlar yüklendiğini göstermeyen, soyut ve belirsiz bir beyandır. Bu nedenle hukuken bir 'hüküm sonucu' niteliği taşımaz. Yargıtay'a göre bu, bir hükmün hiç kurulmamış olmasıyla eşdeğerdir. Doğru bir tefhim, örneğin, '1- Tarafların boşanmalarına, 2- Davacı lehine 500 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, 3- Davacının manevi tazminat talebinin reddine...' gibi, tüm talepler hakkında açık, net ve icra edilebilir sonuçların tutanağa geçirilip okunmasıyla olur.