Bir boşanma davasında, davacı kadın eşinin kendisini aldattığını iddia etmiş, ancak delil olarak sadece eşinin aynı işyerinde çalışan bir kadınla sık sık telefonla görüşmesini ve onun arabasına binmiş olmasını göstermiştir. Bu deliller, 'zina'nın ispatı için yeterli midir? Yargıtay'ın bu tür 'güven sarsıcı davranışlar' ile 'zina' arasındaki ayrımına ilişkin yaklaşımı nedir?
Hayır, bu deliller zinanın ispatı için yeterli değildir. Metinde atıf yapılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2010/1423 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'Aynı iş yerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir.' Yargıtay, 'zina' (TMK m.161) ile 'güven sarsıcı davranış' (TMK m.166 kapsamında değerlendirilir) arasında net bir ayrım yapmaktadır. Zinanın kabulü için, eşin bir başkasıyla 'cinsel ilişkiye girdiğinin' kesin veya çok güçlü karinelerle (aynı otel odasında geceleme, ortak konuta geceleyin başkasını alma vb.) ispatlanması gerekir. Sık telefon görüşmesi, mesajlaşma, samimi sohbetler, bir yere birlikte gitme gibi eylemler, sadakat yükümlülüğüne aykırı ve 'güven sarsıcı davranış' olarak kabul edilse de, tek başlarına zinanın varlığını ispatlamaz. Bu tür davranışlar, zina özel sebebine dayalı bir davanın reddine, ancak evlilik birliğinin sarsılması genel sebebine dayalı bir davanın kabulüne gerekçe olabilir.