Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/1222 E. sayılı ilave tediye davasına ilişkin kararında, davalı SYDV'nin özel hukuk tüzel kişiliği niteliği, 6772 sayılı Kanun kapsamında bir 'kamu kurumu' olarak değerlendirilmesine neden engel teşkil etmemiştir? Kararın bu konudaki temel mantığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36627

HGK'nın kararında, bir kurumun hukuki statüsünün belirlenmesinde sadece şekli tesciline (özel hukuk tüzel kişisi olarak) değil, aynı zamanda işleyişine, finansmanına, denetimine ve yürüttüğü görevin niteliğine bakılması gerektiği vurgulanmıştır. Karara göre, SYDV'lerin özel hukuk tüzel kişisi olması, onların 'kamu kurumu' niteliğini ortadan kaldırmaz. Çünkü; 1) Kuruluşları kanunla emredilmiştir. 2) Yönetim organları (mütevelli heyeti) büyük oranda kamu görevlilerinden oluşur. 3) Gelirlerinin neredeyse tamamı kamu kaynaklarından aktarılır ve bu gelirler kamu alacağı sayılır. 4) Personel rejimi, norm kadro ve KPSS puanı gibi kamusal kriterlere tabidir. 5) Yürüttükleri faaliyet (sosyal yardım), Anayasa'nın Devlete yüklediği bir kamu hizmetidir. Tüm bu 'fonksiyonel' ve 'organik' bağlar, SYDV'lerin şeklen özel hukuk tüzel kişisi olsalar da, esasen devletin bir organı gibi çalışan, kamu gücü ayrıcalıklarından yararlanan ve kamusal hizmet yürüten kurumlar olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, 6772 sayılı Kanun'un amacına uygun bir yorumla, 'Devlete bağlı kurum' kapsamında değerlendirilmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.