Boşanma davasında davacı, hem 'zina (aldatma)' özel sebebine hem de 'evlilik birliğinin sarsılması' genel sebebine dayanmıştır. Mahkeme, her iki sebebin de ispatlandığına kanaat getirirse, hangi sebebe dayanarak boşanma kararı vermelidir? Bu seçimin hukuki önemi nedir?
Mahkeme, öncelikle 'zina (aldatma)' özel boşanma sebebine dayanarak karar vermelidir. Metinde de belirtildiği gibi, zina (TMK m.161) mutlak bir boşanma sebebidir. Yani, zinanın varlığı ispatlandığında, mahkemenin artık evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını veya tarafların kusur oranlarını ayrıca değerlendirmesine gerek kalmaz; boşanmaya karar vermek zorundadır. Özel sebebin varlığı, genel sebebin tartışılmasını gereksiz kılar (öncelik ilkesi). Bu seçimin hukuki önemi büyüktür. Çünkü boşanma kararının 'zina' sebebine dayanması, mal paylaşımı aşamasında TMK m.236/2'nin uygulanmasına, yani aldatan eşin artık değerdeki payının azaltılmasına veya kaldırılmasına imkan tanır. Eğer mahkeme, zina ispatlandığı halde kararı genel sebep olan evlilik birliğinin sarsılmasına (TMK m.166) dayandırırsa, TMK m.236/2 uygulanamaz ve aldatan eş mal paylaşımından tam payını alır. Bu nedenle, hangi sebebe dayanıldığının kararda açıkça belirtilmesi kritik öneme sahiptir (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar : 2020/443).