CMK m. 135/1'de belirtilen 'suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe' koşulu ile CMK m. 100'deki (tutuklama) 'kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması' koşulu arasında bir yoğunluk farkı var mıdır? Yargıtay 16. CD, 2017/5338 K. kararındaki doktrin görüşleri bu konuda ne söyler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #36520

Evet, bir yoğunluk farkı olduğu kabul edilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/5338 K. sayılı kararında atıf yapılan Kunter/Yenisey/Nuhoğlu görüşüne göre, CMK m. 135 için aranan 'kuvvetli şüphe sebepleri', tutuklama için öngörülen 'kuvvetli suç şüphesi'nden farklıdır. İletişimin denetlenmesi kararı verilebilmesi için çok basit bir suç şüphesi yeterli olmamakla birlikte, suç işlendiğine ilişkin belirtilerin (emarelerin) kuvvetli olması gereklidir. Eğer tutuklama kararı verecek kadar (CMK m. 100) kuvvetli suç şüphesi zaten varsa, bu durumda 'başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması' koşulu (CMK m. 135/1) genellikle ortadan kalkmış olacağından iletişimin denetlenmesi yoluna başvurulması gerekmeyebilir. Yani, CMK m. 135'teki şüphe, CMK m. 100'deki şüpheden daha az yoğun olabilir ancak yine de 'somut delillere' dayanmalıdır.