Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/824 K. sayılı kararında, sanığın örgüt üyesi olduğu kabul edilmekle birlikte 'silahlı terör örgütüne yardım etme' suçundan ceza verilmesi ve TCK m. 58/9'un uygulanması neden çelişkili bulunmuştur (karşı oy olmasa da, genel prensip açısından)?
TCK m. 58/9, mükerrirlere özgü infaz rejiminin 'örgüt mensubu suçlu' hakkında da uygulanacağını belirtir. 'Örgüt mensubu suçlu' TCK m. 6/1-j'de tanımlanmıştır ve örgüte üye olanları kapsar. 'Silahlı terör örgütüne yardım etme' (TCK m. 220/7 yollamasıyla TCK m. 314 ve TMK m. 5) suçu, örgüt üyeliğinden (TCK m. 314/2) ayrı ve daha hafif bir suç tipidir. Eğer sanık örgüt üyesi olarak kabul ediliyorsa, doğrudan TCK m. 314/2'den (silahlı örgüt üyeliği) cezalandırılması ve TCK m. 58/9'un bu üyelik sıfatı nedeniyle uygulanması gerekirdi. Sanığın örgüt üyesi olduğu kabul edilip, eylemi 'yardım etme' olarak nitelendirilip daha sonra 'örgüt mensubu olmadığı halde' TCK m. 58/9'un (örgüt mensubu olmama durumuyla çelişerek) uygulanması, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/824 K. kararında eylemin 'örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaksızın fiili gerçekleştirdiği' kabulüyle TCK m. 58/9 uygulamasının hatalı bulunmasıyla bu genel prensibe işaret eder. Örgüte yardım eden kişi, kural olarak örgüt mensubu sayılmaz (YCGK 2019/465 K.).