Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/2524 Esas, 2017/5338 Karar sayılı kararı uyarınca, 'hukuka aykırı delil' kavramının ceza muhakemesindeki anlamı ve delil elde etmeye ilişkin her hukuka aykırılığın o delilin yargılamada kullanılmasına engel olup olmadığı hakkında ne söylenebilir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararı, ceza muhakemesinin amacının maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde kesin olarak belirlenmesi olduğunu ve CMK 217/2'nin delillerin serbestliği ilkesini benimsediğini belirtir. Ancak bu ilkenin 'delil yasakları' ile sınırlı olduğunu vurgular. 'Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller' kavramındaki 'hukuka aykırılık', sanığın temel haklarını ihlal eden bir hukuka aykırılık olarak anlaşılmalıdır. Eğer ihlal edilen kural bir hak ihlaline neden olmuyor ve yargılama faaliyetlerinin bütünü itibariyle adil yargılanma ilkesi zedelenmiyorsa, o delilin yargılamada değerlendirilemeyeceğinden bahsedilemez. Ancak, haberleşme hürriyeti gibi anayasal bir hakkın ihlali önemsiz kabul edilemez ve CMK 135'teki katalog suç dışı delillerin kullanılması hukuka aykırıdır, mutlak bozma nedenidir.