Bir gazete, bir siyasetçinin yolsuzluk yaptığına dair ciddi iddialar içeren bir haber yayımlamıştır. Ancak haberde kullanılan dil, siyasetçinin mensup olduğu 'bölge' insanlarına yönelik aşağılayıcı genellemeler içermektedir. Bu durumda gazetenin eylemi TCK m. 216/2 açısından nasıl değerlendirilir? Basın özgürlüğü bu eylemi korur mu?
Bu eylem, TCK m. 216/2'de düzenlenen 'halkın bir kesimini... bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama' suçunu oluşturabilir. Basın özgürlüğü ve haber verme hakkı, kamuoyunu ilgilendiren yolsuzluk iddialarını gündeme getirmeyi kapsar. Ancak bu hak, sınırsız değildir. Bir haber verilirken veya eleştiri yapılırken, konuyla ilgisi olmayan ve belirli bir halk kesimini (örneğin bir bölge insanını) toptancı bir yaklaşımla aşağılayan, küçük düşüren ifadeler kullanılması, haber verme ve eleştiri hakkının sınırlarının aşılması anlamına gelir. Bu durumda, eylemin iki yönü vardır: 1) Yolsuzluk iddiası (haber verme hakkı kapsamında olabilir). 2) Bölge halkına yönelik aşağılama (TCK m. 216/2'yi oluşturabilir). Yargı, bu iki yönü ayırarak değerlendirecektir. Eğer aşağılayıcı ifadeler, haberin özüyle zorunlu bir bağlantı içinde değilse ve nefret söylemi niteliği taşıyorsa, basın özgürlüğü bu ifadeleri korumaz ve TCK m. 216/2'den sorumluluk doğar.