5403 sayılı Kanun'un 8/C maddesi uyarınca, mirasçılar arasında anlaşma olmaması halinde, sulh hukuk hakiminin tarımsal araziyi 'ehil mirasçıya' devretmesi öngörülmüştür. 'Ehil mirasçı' kavramının belirlenmesinde, mirasçının sadece tarımla uğraşıyor olması yeterli midir, yoksa başka hangi objektif ve sübjektif kriterler dikkate alınmalıdır?
5403 sayılı Kanun, 'ehil mirasçı'nın niteliklerinin Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini belirtmiştir. Ancak genel hukuk prensipleri ve kanunun amacı çerçevesinde, 'ehil mirasçı' kavramı sadece tarımla fiilen uğraşıyor olmaktan daha geniş bir anlam taşır. Değerlendirmede dikkate alınması gereken kriterler şunlar olabilir: 1) Objektif Kriterler: a) Eğitim: Ziraat mühendisliği, teknikerliği gibi tarımla ilgili bir eğitim almış olmak. b) Deneyim: Tarımsal faaliyetlerde (çiftçilik, hayvancılık vb.) fiilen ve sürekli olarak çalışma deneyimine sahip olmak. c) Mali Güç: Araziyi işlemek için gerekli sermayeye, ekipmana sahip olmak veya bunlara ulaşma imkanı (kredi kabiliyeti) bulunmak. d) Yaş ve Sağlık Durumu: Tarımsal faaliyeti yürütebilecek fiziksel yeterliliğe sahip olmak. 2) Sübjektif Kriterler: a) Kişisel Yetenek ve İlgi: Tarıma olan ilgisi, modern tarım tekniklerine açıklığı ve işletmeyi geliştirme vizyonu. b) Geçimini Araziden Sağlama: Kanunda da belirtildiği gibi, birden çok ehil mirasçı varsa, öncelikle geçimini bu araziden sağlayan kişiye öncelik tanınır. Dolayısıyla hakim, sadece bir meslek olarak tarımla uğraşmayı değil, araziyi en verimli ve sürdürülebilir şekilde işletebilecek bilgi, beceri, imkan ve niyete sahip olan mirasçıyı 'ehil' olarak tespit etmelidir.