TCK m. 54'te düzenlenen eşya müsaderesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 18'de düzenlenen 'mülkiyetin kamuya geçirilmesi' arasında, 'iyiniyetli üçüncü kişinin' korunması açısından nasıl bir fark bulunmaktadır? Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yaklaşımını eleştiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #35311

Temel fark, kanun metinlerindeki ifadededir. TCK m. 54, müsadere için eşyanın 'iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması' gerektiğini açıkça şart koşarak iyiniyetli maliki korur. Kabahatler Kanunu m. 18'de ise böyle bir koruma hükmü yer almamaktadır. Metinde atıf yapılan Anayasa Mahkemesi'nin 09.09.2015 tarihli kararı, bu sessizliği iyiniyetli üçüncü kişi aleyhine yorumlamış ve Kabahatler Kanunu'nda açık bir koruma hükmü olmadığı için, kabahate konu eşyanın iyiniyetli üçüncü kişiye ait olsa bile mülkiyetinin kamuya geçirilebileceğine ve bunun mülkiyet hakkını ihlal etmediğine karar vermiştir. Bu yaklaşım eleştiriye açıktır. Çünkü; 1) 'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi, niteliği gereği kabahatler için de geçerli olmalıdır. 2) Kanunda açıkça yasaklanmamış bir hakkın (mülkiyet hakkı), kanundaki bir boşluktan (sessizlikten) yararlanılarak kısıtlanması 'kanunilik' ilkesine aykırıdır. 3) TCK gibi temel bir kanunda korunan bir hakkın, daha tali nitelikteki Kabahatler Kanunu'nda korunmaması 'ölçülülük' ilkesini ve hukuk sisteminin bütünlüğünü zedeler. Dolayısıyla AYM kararının, temel hak ve özgürlükleri daraltıcı bir yorumu benimsediği söylenebilir.