Suç uydurma suçunun (TCK m. 271) manevi unsuru açısından, failin eyleminin sonuçlarını (adli makamların gereksiz yere meşgul edileceğini) bilmesi ve istemesi (doğrudan kast) yeterli midir, yoksa olası kastla da bu suç işlenebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #35054

Metinde yer alan Yargıtay kararlarında (CGK 2018/434, 2018/224) suçun manevi unsuru için 'doğrudan ve genel kastın' yeterli olduğu belirtilmektedir. Failin, 'neticesini bilerek ve isteyerek' ihbarda bulunması veya delil uydurması gerektiği vurgulanmıştır. Bu ifadeler, suçun doğrudan kastla işlenebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Olası kastla (failin, eyleminin adli makamları meşgul edebileceğini öngörmesi ancak 'olursa olsun' diyerek hareket etmesi) işlenip işlenemeyeceği doktrinde tartışmalıdır. Ancak suçun tanımındaki 'bildiği bir suçu... ihbar eden' ve 'sağlayacak biçimde uyduran' ifadeleri, failde net bir bilme ve isteme iradesinin varlığını, yani doğrudan kastı işaret etmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da suçun oluşumu için doğrudan kastı aramaktadır.