YCGK'nın 2018/434 sayılı kararında, 'İlgili kurum ve kuruluşun asılsız suç ihbarını, Cumhuriyet Başsavcılığına... iletmesi hâlinde de sonuç değişmeyecektir' denilmektedir. Bu ifadeden hareketle, TCK m. 271'deki suç uydurma suçunun oluşumu için 'doğrudanlık' ilkesinin önemini tartışınız.
Bu ifade, YCGK'nın TCK m. 271'in uygulanmasında 'doğrudanlık' ilkesini benimsediğini göstermektedir. Bu ilkeye göre, suçun maddi unsurunun tamamlanabilmesi için, failin kendisinin, asılsız ihbarı, CMK m. 158'de sayılan yetkili bir adli makama 'doğrudan' iletmesi gerekir. Failin ihbarı yetkili olmayan bir makama yapması ve bu yetkisiz makamın (aracı kurumun), kendi inisiyatifiyle ihbarı yetkili makama iletmesi, failin eylemi ile suçun kanuni tanımı arasındaki 'illiyet bağını' keser. Failin kastı, yetkisiz makama bildirimde bulunmakla sınırlıdır; ihbarın daha sonra bir adli makama ulaşması, failin eyleminin bir sonucu değil, aracı kurumun kendi eyleminin bir sonucudur. Bu yorum, TCK m. 271'in uygulama alanını daraltarak, adli makamlara yapılan her dolaylı ve teyitsiz bilginin bir suç soruşturmasına dönüşmesini engellemeyi ve 'kanunilik' ilkesini korumayı amaçlar. Failin, ihbarın adli makama ulaşmasını sağlamak için aracı kurumu kullandığına dair özel bir kastı ispatlanmadıkça, doğrudanlık ilkesi gereği suç oluşmaz.