TCK m. 271'deki suç uydurma fiili, TCK m. 289'daki 'muhafaza görevini kötüye kullanma' suçu ile nasıl bir ilişki içinde olabilir? Bir adli emanet memurunun, kendisine teslim edilen bir suç eşyasını gizleyip, bu eşyanın 'çalındığına' dair asılsız bir tutanak düzenlemesi halinde hangi suçlar oluşur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #34955

Bu durumda iki ayrı suç oluşur ve 'gerçek içtima' kuralları uygulanır. 1) **Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma (TCK m. 289):** Adli emanet memuru, kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen suç eşyasını gizlemekle, kanundan doğan muhafaza ve teslim görevini kötüye kullanmıştır. Bu eylem, doğrudan TCK m. 289'daki suçu oluşturur. 2) **Suç Uydurma (TCK m. 271) veya Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m. 204):** Memurun, bu eylemini gizlemek için 'eşya çalındı' şeklinde asılsız bir tutanak düzenlemesi, ikinci bir suç oluşturur. Bu eylem, eğer tutanak bir soruşturma başlatmaya elverişli bir ihbar niteliğindeyse 'suç uydurma' olarak değerlendirilebilir. Ancak daha isabetli hukuki nitelemesi, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir resmi belgeyi (zayi tutanağı) sahte olarak düzenlemesi olduğu için, TCK m. 204/2'deki 'kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği' suçunu oluşturur. Bu suç, TCK m. 271'e göre daha özel ve cezası daha ağır bir normdur. Sonuç olarak, fail, TCK m. 289 ve TCK m. 204/2'den ayrı ayrı cezalandırılmalıdır, çünkü iki farklı eylemle iki farklı hukuki değeri (adliyenin muhafaza güvenliği ve resmi belgelerin doğruluğu) ihlal etmiştir.