TCK m. 216/1'in gerekçesinde geçen 'Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir' ifadesi ile, suçun genel kastla işlenebileceği yönündeki Yargıtay kararları arasında bir çelişki var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #34895

İlk bakışta bir çelişki varmış gibi görünse de, iki ifade farklı unsurlara işaret etmektedir. Yargıtay kararlarının belirttiği 'genel kastla işlenir, özel kast aranmaz' ifadesi, failin nihai amacının (saikinin) önemli olmadığını, yani failin 'kamu barışını bozmak' gibi özel bir amaçla hareket etmesinin gerekmediğini ifade eder. Gerekçedeki ifade ise, suçun 'manevi unsurunun' içeriğini tanımlamaktadır. Failin, eyleminin, halkın bir kesimini diğerine karşı kin ve düşmanlığa 'tahrik etme' niteliğinde olduğunu bilmesi ve bu sonucu 'istemesi' gerektiğini belirtir. Yani failin kastı, sıradan bir eleştiriye değil, 'tahrik' fiilinin kendisine yönelik olmalıdır. Bu, 'doğrudan kast'ı ifade eder. Fail, sözlerinin bir kışkırtma olduğunu bilmeli ve bu kışkırtmayı yapmayı istemelidir. Dolayısıyla, iki ifade birbiriyle çelişmez. Yargıtay, nihai amacı (saiki) dışlarken; gerekçe, fiile yönelik olan doğrudan kastın varlığını aramaktadır. Her ikisi de suçun oluşumu için, failin eyleminin 'tahrik' olduğunu bilip istemesinin yeterli olduğu, bunun ötesinde bir 'kamu barışını bozma' amacının aranmadığı noktasında birleşir.