CMK m. 262'de sanığın 'yasal temsilcisi' kanun yoluna başvurabilirken, 'kayyım' atanmış bir sanık adına kayyım bu hakkı kullanabilir mi?
Bu durum, kayyımın atanma sebebine ve yetkilerinin kapsamına göre değişir. Türk Medeni Kanunu'na göre kayyımlık, vasilikten daha sınırlı bir yetki verir. Eğer sanığa sadece belirli işlerini görmek veya malvarlığını yönetmek için bir 'yönetim kayyımı' (TMK m. 427) atanmışsa, bu kayyımın sanığın şahsına sıkı sıkıya bağlı olan ceza davasında kanun yoluna başvurma gibi bir yetkisi yoktur; çünkü bu durum yasal temsilcilik kapsamına girmez. Ancak, eğer sanık gaiplik veya benzeri bir durumda ise ve tüm haklarını korumak üzere kendisine bir 'temsil kayyımı' (TMK m. 426) atanmışsa, bu kayyımın yetkileri daha geniştir ve 'yasal temsilci' gibi hareket ederek CMK m. 262'deki hakkı kullanabileceği savunulabilir. Bununla birlikte, CMK m. 262'nin lafzı 'yasal temsilci' dediği için, uygulamada genellikle vasi ve veli bu kapsama alınır ve kayyımın bu hakkı kullanması tartışmalıdır. Kesin çözüm için mahkemenin kayyıma verdiği yetkinin içeriğine bakmak gerekir.