Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/718 sayılı onama kararına konu olan olayda, sanığın akaryakıt dolu tırı gasp edildiğini iddia ederek jandarmaya asılsız ihbarda bulunması eylemi, hem 'güveni kötüye kullanma' hem de 'suç uydurma' suçlarını oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu iki suç arasında nasıl bir ilişki vardır ve neden her ikisinden de ceza verilmiştir?
Bu olayda iki farklı ve bağımsız eylem söz konusudur. 1) **Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155):** Sanık, kendisine belirli bir amaçla (Irak'a götürmek üzere) teslim edilen akaryakıtı, bu amacın dışında kullanarak (yurt içinde satarak veya başka bir şekilde tasarruf ederek) uhdesinde bulunan mal üzerinde zilyetliğin devri amacına aykırı hareket etmiştir. Bu eylem, güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. 2) **Suç Uydurma (TCK m. 271):** Sanık, ilk suçu gizlemek amacıyla, tamamen farklı ve asılsız bir olay (gasp edilme) uydurarak yetkili makamlara (jandarma) ihbarda bulunmuştur. Bu ikinci eylem, adli makamları yanıltmaya yönelik bağımsız bir suçtur. İki suç arasında 'bileşik suç' (TCK m. 42) veya 'fikri içtima' (TCK m. 44) ilişkisi yoktur. Çünkü sanık, farklı zamanlarda, farklı kastlarla iki ayrı eylem gerçekleştirmiştir. Biri malvarlığına karşı işlenen bir suç, diğeri adliyeye karşı işlenen bir suçtur. Bu nedenle, 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve sanık her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay'ın onama kararı da bu hukuki analize dayanmaktadır.