Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda yetkili mahkemeler arasında 'zarar görenin yerleşim yeri' mahkemesinin de sayılmasının, özellikle iş kazalarından kaynaklanan tazminat davaları açısından önemini, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi ile birlikte yorumlayarak açıklayınız. (Yargıtay 21. HD, 2015/18029 K. ışığında)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #34779

5521 sayılı (mülga, ancak ilkeleri 7036 s. Kanun'da devam eden) İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi, iş davaları için yetkili mahkemeyi 'davalının ikametgahı' veya 'işin yapıldığı yer' olarak belirlemiştir. Bu yetki kuralı, işçiyi koruma amacıyla kamu düzeninden sayılmıştır. Ancak iş kazaları aynı zamanda birer haksız fiildir. 01.10.2011'de yürürlüğe giren HMK'nın 16. maddesi, haksız fiil mağdurlarına 'kendi yerleşim yeri' mahkemesinde dava açma hakkı tanımıştır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2015/18029 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, HMK m. 16'daki bu yeni ve daha lehe olan düzenlemenin, İş Kanunu'ndaki özel yetki kuralını ortadan kaldırmadığı, aksine onu 'işçi yararına genişlettiği' kabul edilmiştir. Bu yorum, 'işçinin korunması temel ilkesi' ve 'sosyal hukuk devleti' anlayışının bir gereğidir. Dolayısıyla, iş kazası geçiren bir işçi veya hak sahipleri, davalı işverenin veya kazanın olduğu yerin uzağında ikamet ediyorlarsa, masraf ve zahmetten kurtulmak için davalarını HMK m. 16 uyarınca kendi yerleşim yerlerindeki İş Mahkemesinde açabilirler. Bu, hak arama özgürlüğünü kolaylaştıran önemli bir imkandır.