Bir kişi, ekonomik sıkıntıları nedeniyle organını satmak üzere organ ticareti yapan kişilerle irtibata geçip anlaşmıştır. Bu kişinin eylemi TCK m.91/3 kapsamında 'organ satma' suçunu oluşturmasına rağmen, TCK m.92'deki zorunluluk halinden yararlanıp yararlanamayacağının değerlendirilmesinde, sıkıntıya kendi eylemiyle neden olup olmamasının bir önemi var mıdır?
Evet, önemi vardır. Makalede (TCK Madde 91 Organ veya Doku Ticareti Suçu) yer alan Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/2378 K. sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. TCK m.92, failin 'içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar' nedeniyle bir zorunluluk altında kalmasını aramaktadır. Yargıtay, 'kendi eylemiyle bilerek ve isteyerek neden olduğu ekonomik sıkıntısını' (kararda bir araba alışverişi nedeniyle borçlanma olarak belirtilmiş) gidermek için organını satmasının, bu madde kapsamında bir zorunluluk hali olarak kabul edilemeyeceğine işaret etmiştir. Bu yaklaşım, TCK m.25/2'deki genel zorunluluk halinin unsurlarından olan 'tehlikeye bilerek neden olmama' şartından esinlenmektedir. Yani, kişinin kendi kusurlu veya keyfi eylemleriyle girdiği bir borcu ödemek için organını satması, TCK m.92'nin aradığı anlamda bir 'zorunluluk' olarak görülmemektedir.