Depremde yıkılan binalarla ilgili ceza davalarında, enkazların delil tespiti yapılmadan hızla kaldırılmasının, adil yargılanma hakkı açısından ne gibi sakıncaları bulunmaktadır?
Makalede (Depremlerde Yıkılan Binalardan Doğan Ceza Sorumluluğu), delillerin kaybolmaması için enkazlar kaldırılmadan örnekler alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Enkazın hızla kaldırılması, adil yargılanma hakkı (Anayasa m.36, İHAS m.6) ve özellikle 'silahların eşitliği' ilkesi açısından ciddi sakıncalar doğurur: 1. **Delillerin Yok Edilmesi:** Enkaz, suçun en önemli maddi delilidir. Betonun kalitesi, demirlerin cinsi ve miktarı, bağlantıların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı gibi hususlar ancak enkaz üzerinden yapılacak teknik incelemelerle (bilirkişi incelemesi) tespit edilebilir. Enkazın kaldırılması, bu delillerin geri döndürülemez şekilde yok olması anlamına gelir. 2. **Savunma Hakkının Kısıtlanması:** Şüpheli veya sanıklar (örneğin müteahhit), kusurlu olmadıklarını, binanın projeye ve yönetmeliğe uygun yapıldığını ancak enkazdan alınacak örneklerle ispatlayabilirler. Delillerin yok olması, onların lehlerine olan delilleri sunma ve savunma yapma haklarını ortadan kaldırır. 3. **Maddi Gerçeğe Ulaşmanın İmkansızlaşması:** Deliller olmadan, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşması ve sorumluluğu adil bir şekilde paylaştırması imkansız hale gelir. Yargılama, varsayımlara veya sadece tanık beyanlarına dayanmak zorunda kalır ki bu da adil bir sonuç doğurmaz.