Organ ve doku ticareti suçlarına ilişkin TCK m.91/3'ün gerekçesinde, suçun oluşabilmesi açısından kişiden veya ölüden organ veya dokunun hukuka uygun bir şekilde alınmış olup olmamasının neden önemli olmadığı açıklanmaktadır?
Makalede (TCK Madde 91 Organ veya Doku Ticareti Suçu) yer alan TCK m.91/3'ün gerekçesine göre, bu suçun koruduğu temel hukuki değer, insan bedeninin ve parçalarının ticarete konu edilmesinin, metalaştırılmasının önlenmesidir. Bu fıkrada cezalandırılan eylem, 'satın alma, satma, aracılık etme' gibi ticari fiillerdir. Bu fiillerin suç teşkil etmesi için, ticarete konu edilen organ veya dokunun kaynağının (nasıl elde edildiğinin) bir önemi yoktur. Organ, hukuka uygun bir rızayla (örneğin akraba bağışı gibi gösterilip) alınmış olsa bile, eğer bu işlemin arkasında bir para veya menfaat ilişkisi varsa, bu durum ticareti oluşturur ve suç teşkil eder. Aynı şekilde, hukuka aykırı yollarla (örneğin, rızasız) alınmış bir organın ticarete konu edilmesi de bu suçu oluşturur. Dolayısıyla kanun koyucu, kaynağı ne olursa olsun, insan organının parayla alınıp satılmasını başlı başına bir suç olarak tanımlamıştır.