Yargıtay 8. CD 2009/7412 K. sayılı kararında, iftira suçundan hüküm kurulurken TCK m. 51'deki 'erteleme' kurumunun uygulanmamasının 'yasal ve yeterli olmayan gerekçeye' dayandığı belirtilerek karar bozulmuştur. Bir mahkemenin, HAGB veya erteleme gibi lehe kurumları uygulamama kararının gerekçesi nasıl olmalıdır? Sadece 'sanığın sabıkalı hali ve suç işleme hususundaki eğilimi nazara alınarak' demek yeterli bir gerekçe midir? Gerekçenin 'yeterli' ve 'yasal' olmasının kriterleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337362

Hayır, sadece bu ifade yeterli bir gerekçe değildir. HAGB (CMK m. 231) ve erteleme (TCK m. 51) kurumları, hakimin takdirine bağlı olmakla birlikte, bu takdirin keyfi olmaması gerekir. Mahkemenin, bu kurumları uygulamama yönündeki kararını, Anayasa m. 141 ve CMK m. 34'teki 'gerekçeli karar hakkı' uyarınca, somut ve denetlenebilir gerekçelere dayandırması zorunludur. Gerekçenin 'yasal' ve 'yeterli' olması için şu kriterleri taşıması gerekir: 1) Yasal Kriterlere Atıf: Kararda, kanunun aradığı şartlara (örneğin, 'sanığın suç işledikten sonraki pişmanlığı', 'kişiliği', 'sosyal ve ekonomik durumu', 'tekrar suç işlemeyeceği yönünde oluşan kanaat' gibi) atıf yapılmalıdır. 2) Somutlaştırma: Kanundaki soyut ifadelerin tekrarı yeterli değildir. Mahkeme, bu kanaate 'neden' ve 'nasıl' ulaştığını, dosyadaki somut verilerle ilişkilendirerek açıklamalıdır. Örneğin, 'sanığın sabıkalı hali' deniyorsa, hangi sabıkasının, neden onun tekrar suç işlemeyeceği yönündeki olumlu kanaati engellediği belirtilmelidir. Veya 'yargılama sürecindeki olumsuz davranışları' deniyorsa, hangi davranışının (çelişkili beyanlar, saygısız tutum vb.) bu kanaate yol açtığı gösterilmelidir. 3) Kişiselleştirme: Karar, sanığın kişisel durumuna özgü olmalıdır. Şablon, basmakalıp ve her dosyaya uyabilecek genel ifadeler (Yargıtay kararındaki gibi, 'işlediği diğer suçlarla birlikte değerlendirildiğinde...') yeterli bir gerekçe değildir. Sonuç olarak, 'sanığın sabıkalı hali' tek başına yeterli bir gerekçe olmayabilir; bu sabıkanın niteliğinin, sanığın yargılamadaki tutumuyla ve diğer kişisel özellikleriyle birlikte, neden HAGB/erteleme kurumunun amacına uygun olmadığına dair somut bir analiz içermesi gerekir. Yargıtay'ın kararı da bu eksikliği vurgulamaktadır.