Yargıtay 2. HD. 2014/27920 K. sayılı karşı oy yazısında, Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36 uyarınca, C. savcısının nüfus kaydının düzeltilmesi davası açabilmesi için 'ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum'un bir dava şartı olduğu belirtilmiştir. Bu 'lüzum gösterme', 4483 sayılı Kanun'daki 'soruşturma izni' mekanizmasıyla kıyaslanabilir mi? Savcının, nüfus idaresinden böyle bir talep gelmeden, re'sen bu davayı açmasının hukuki sonucu ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337361

Evet, bu 'lüzum gösterme' şartı, 4483'teki soruşturma iznine benzer şekilde, bir 'dava şartı' niteliğindedir. Ancak aralarında önemli farklar vardır. Soruşturma izni, bir 'ceza soruşturması' başlatılabilmesi için gereken idari bir onay iken; 'lüzum gösterme', bir 'hukuk davası'nın (nüfus kaydının düzeltilmesi) savcı tarafından açılabilmesi için gereken bir idari taleptir. Her ikisi de, adli makamların (savcı) harekete geçebilmesi için idari bir mekanizmanın işletilmesini gerektirir. Karşı oy yazısındaki görüşe göre, Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36, savcının re'sen dava açma yetkisini, 'ilgili resmi dairenin lüzum göstermesi' şartına bağlayarak sınırlamıştır. Bu, nüfus kayıtlarının istikrarını korumak ve keyfi davaların önüne geçmek amacını taşır. Savcının, nüfus idaresinden böyle bir talep veya lüzum gelmeden, re'sen bu davayı açması, 'dava şartı yokluğu' nedeniyle hukuka aykırı olur. Bu durumda mahkemenin, HMK m. 115/2 uyarınca, davayı esastan incelemeden, 'dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmesi' gerekir. Bu, davanın esasına girilmesini engelleyen bir usuli eksikliktir.