Bir sanık, mağdurun hem yüzünde sabit bir ize (TCK m. 89/2-d) hem de iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa (TCK m. 89/3-a) neden olmuştur. Bu durumda, tek bir fiil ile kanunun aynı maddesinin farklı fıkralarında düzenlenen iki nitelikli hal ihlal edilmiştir. Mahkeme, bu durumda hangi hükmü uygulamalıdır? TCK m. 44 (fikri içtima) bu duruma uygulanabilir mi?
Bu durumda, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralı uygulanır ve faile sadece daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 89/3'teki nitelikli halden ceza verilir. Analiz şu şekildedir: 1) Tek Fiil, Farklı Hükümler: Sanığın tek bir taksirli fiili, TCK m. 89'un iki farklı fıkrasının ihlaline neden olmuştur. Her ne kadar aynı madde içinde olsalar da, m. 89/2 ve m. 89/3, farklı ağırlıkta neticeleri düzenleyen ve farklı ceza artırımları öngören 'farklı normlar' olarak kabul edilir. Biri temel cezayı 'yarı oranında' artırırken, diğeri 'bir kat' artırmaktadır. 2) Fikri İçtimanın Uygulanması: TCK m. 44, 'İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.' demektedir. Bu kural, sadece farklı kanun maddelerindeki suçlar için değil, aynı kanun maddesinin farklı fıkralarında düzenlenen ve farklı haksızlık içeriklerine sahip olan durumlar için de kıyasen uygulanır. Bu, 'görünüşte içtima' hallerinden 'tüketen-tükenen norm' ilişkisine benzer bir durumdur. Daha ağır olan nitelikli hal (m. 89/3), daha hafif olanı (m. 89/2) kendi içinde eritir. 3) Sonuç: Mahkeme, TCK m. 89/1'e göre temel cezayı belirledikten sonra, bu ceza üzerinden, daha ağır yaptırım öngören TCK m. 89/3-a'ya göre 'bir kat' artırım yapmalıdır. Ayrıca TCK m. 89/2-d'ye göre ikinci bir artırım (yarı oranında) yapamaz. Ancak, temel cezayı belirlerken, TCK m. 61 uyarınca, fiilin hem iyileşmez bir hastalığa hem de yüzde sabit ize neden olduğunu, yani 'meydana gelen zararın büyüklüğünü' dikkate alarak cezayı alt sınırdan uzaklaştırarak tayin edebilir.