Bir tacir, VUK m. 359/b uyarınca 'sahte belge kullanma' suçundan yargılanmaktadır. Tacirin, kullandığı faturaların sahte olduğunu bilip bilmediğinin tespitinde, TTK m. 18/2'deki 'basiretli bir iş adamı gibi hareket etme' yükümlülüğünün ceza hukuku açısından anlamı nedir? Bu yükümlülük, tacirler için, bilmesi gerekeni bilmemesi durumunda 'kast'ın varlığına dair bir 'karine' yaratır mı?
TTK m. 18/2'deki 'basiretli bir iş adamı gibi hareket etme' yükümlülüğü, özel hukuka ait bir kavram olmakla birlikte, ceza mahkemesinin, tacir sanığın VUK m. 359'daki suçtan dolayı 'kastını' veya 'olası kastını' değerlendirirken dikkate alacağı çok önemli bir 'olgusal kriter'dir. Bu, ceza hukuku anlamında mutlak bir 'karine' yaratmaz, ancak sanığın 'bilmiyordum' savunmasının inandırıcılığını değerlendirmede bir ölçüt olarak kullanılır. Süreç şu şekildedir: - Objektif Ölçüt: 'Basiretli bir tacir', ticari faaliyetlerinde ortalamanın üzerinde bir dikkat ve özen göstermesi, iş yaptığı kişileri ve aldığı belgeleri asgari düzeyde araştırması ve kontrol etmesi beklenen kişidir. Bu, objektif bir standarttır. - Kastın Değerlendirilmesi: Ceza hakimi, sanığın kastını (belgenin sahte olduğunu bilip bilmediğini) araştırırken, 'basiretli bir tacirin bu durumu fark etmesi gerekir miydi?' sorusunu sorar. Eğer, faturaların alındığı şirketin piyasada bir karşılığının olmaması, fatura bedellerinin elden ödenmesi, fatura tutarlarının şirketin iş hacmiyle orantısız olması gibi durumlar varsa, hakim 'basiretli bir tacirin bu şüpheli durumları fark etmesi ve araştırması gerekirdi' sonucuna varır. - Sonuç: Sanığın bu araştırmayı yapmamış olması, onun bu duruma kayıtsız kaldığını veya sahteliği 'göze aldığını' gösterir. Bu da, doğrudan kast ispatlanamasa bile, TCK m. 21/2'deki 'olası kast'ın varlığı için yeterli kabul edilebilir. Yani, basiretli davranma yükümlülüğü, kastın varlığına dair çürütülebilir bir fiili karine yaratır. Sanık, bu karineyi, sahteliği fark etmesinin neden imkansız olduğunu (örneğin, faturayı düzenleyenlerin çok profesyonel bir dolandırıcılık şebekesi olması gibi) somut delillerle çürütebilirse sorumluluktan kurtulabilir. Aksi takdirde, 'bilmiyordum' savunması kabul görmez.