Bir trafik kazasında, bir yayanın ölümüne neden olan sürücü hakkında TCK m. 85 uyarınca taksirle öldürme suçundan dava açılmıştır. Yargılama sırasında, ölen yayanın kanında da yüksek oranda alkol olduğu ve kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu (örneğin, otoyola aniden atladığı) bir bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu durumda, ölenin 'ağır kusuru', sanık sürücünün cezai sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır mı? 'İlliyet bağı'nın kesilmesi ile 'kusurun ortadan kalkması' arasındaki farkı bu örnek üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337352

Bu durumda, ölenin ağır kusuru, sanık sürücünün cezai sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabilir. Ancak bu, otomatik bir sonuç değildir ve 'illiyet bağı' ile 'kusur' kavramlarının dikkatle ayırt edilmesini gerektirir. - İlliyet Bağının Kesilmesi: Eğer ölen yayanın davranışı (örneğin, gece vakti, aydınlatmasız bir otoyola aniden ve koşarak atlaması), o kadar beklenmedik, ani ve kaçınılmaz bir nitelikte ise ki, kurallara uygun seyreden 'herhangi bir makul sürücü' için dahi kazayı önleme imkanı yoksa, bu durumda yayanın fiili 'tek sebep' haline gelir. Bu, sanığın fiili ile ölüm neticesi arasındaki 'nedensellik (illiyet) bağını keser'. Sanığın eylemi (araç sürmek), neticenin hukuken relevante (dikkate alınır) bir sebebi olmaktan çıkar. Bu durumda sanık, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın beraat eder. - Kusurun Ortadan Kalkması: Eğer sanığın da bir miktar kusuru varsa (örneğin, hız sınırını çok az aşmışsa), ancak kaza esasen yayanın asli ve ağır kusurundan kaynaklanıyorsa, illiyet bağı kesilmeyebilir. Ancak, ceza sorumluluğunun bir diğer unsuru olan 'kusurluluk' ortadan kalkabilir. TCK m. 22/6 (eski m. 22/5), 'Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından... artık bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez' der. Bu hüküm burada doğrudan uygulanmaz. Ancak, ceza hukukunun genel ilkeleri gereği, eğer neticenin meydana gelmesinde mağdurun kusuru o kadar ağır ve baskın ise ki, sanığa atfedilebilecek kusur 'cezalandırılmayı gerektirmeyecek kadar az' ise, mahkeme 'kusurun yokluğu' veya 'azlığı' nedeniyle beraat kararı verebilir. Yargıtay uygulaması, genellikle yayanın %100 veya asli kusurlu olduğu durumlarda, sürücünün de bariz bir kural ihlali yoksa, beraat kararı verilmesi yönündedir.