HMK m. 180, davasını tamamen ıslah eden davacının, ıslah bildiriminden itibaren 'bir hafta içinde' yeni dava dilekçesi vermesini öngörür. Bu bir haftalık süre, bir 'hak düşürücü' süre midir? Eğer davacı, bu süre geçtikten sonra, ancak karşı taraf itiraz etmeden önce yeni dava dilekçesini verirse, mahkeme bu dilekçeyi kabul edebilir mi? Yoksa süre kamu düzeninden olduğu için re'sen mi dikkate alınmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337351

Evet, bu bir haftalık süre, 'hak düşürücü' nitelikte kesin bir süredir ve mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. Karşı tarafın itiraz etmemesi, sürenin geçirilmiş olduğu gerçeğini değiştirmez. - Sürenin Niteliği: HMK m. 180'deki süre, kanun tarafından belirlenmiş ve uyulmamasının sonucu açıkça ('ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir') belirtilmiş olan, usuli bir 'hak düşürücü süre'dir. Bu süre, taraflara tanınan ıslah hakkını, belirli bir usuli eylemi (dilekçe verme) yapma şartına bağlamaktadır. - Re'sen Dikkate Alınma: Hak düşürücü süreler, kamu düzenine ilişkindir. Çünkü yargılamanın belirli bir düzen ve öngörülebilirlik içinde yürümesini sağlarlar. Bu nedenle, mahkeme, taraflar ileri sürmese bile, bu sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden (re'sen) kontrol etmekle yükümlüdür. - Karşı Tarafın İtiraz Etmemesinin Etkisi: Karşı tarafın, süre geçtikten sonra verilen dilekçeye itiraz etmemesi, bu usuli eksikliği 'iyileştirmez' veya 'geçerli kılmaz'. Çünkü bu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir konudur. Mahkeme, karşı tarafın sükutuna rağmen, dilekçenin süresinde verilmediğini tespit ederse, HMK m. 180'deki yaptırımı uygulamak, yani ıslahı yok sayarak davaya eski haliyle devam etmek zorundadır. Davacının dilekçesini kabul etmesi, kanunun emredici hükmüne aykırı olur ve kanun yolunda bozma nedenidir.