Bir belediye, imar planına aykırı olarak inşa edilmiş bir yapı için 'yıkım kararı' almıştır. Bu, bir idari işlemdir. Yapı sahibi, bu kararın iptali için İdare Mahkemesi'nde dava açmıştır. Dava devam ederken, belediye bir sabah zabıta ekipleriyle gelerek yapıyı yıkmıştır. Bu eylem, İdare Mahkemesi'nde devam eden bir davanın sonucunu beklememek, Anayasa'nın 36. ve 138. maddeleri ile AİHS m. 6'daki hangi temel hakları ihlal eder? Bu durumu, AYM'nin Berberoğlu kararındaki 'mahkeme kararlarının uygulanması' mantığıyla karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337347

Bu eylem, birden fazla temel hakkın ağır bir şekilde ihlalidir: 1) Hak Arama Hürriyeti ve Mahkemeye Erişim Hakkı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6): Bireyin, bir idari işleme karşı dava açmasının temel amacı, o işlemin hukuka aykırı ise iptal edilerek, doğuracağı sonuçların önlenmesidir. İdare, davanın sonucunu beklemeden işlemi fiilen uyguladığında (yıkımı gerçekleştirdiğinde), açılan davayı 'anlamsız' ve 'işlevsiz' hale getirir. Bu, bireyin mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyen bir durumdur. Çünkü dava kazanılsa bile, geri döndürülemez bir sonuç (yıkılmış bir bina) ortaya çıkmıştır. 2) Mahkemelerin Bağımsızlığı İlkesine Müdahale (Anayasa m. 138): İdare, bu eylemiyle, yargı organının yerine geçerek, uyuşmazlığın esası hakkında fiili bir 'karar' vermiş olmaktadır. Yargı denetimini etkisiz kılan bu tutum, mahkemelerin görev alanına açık bir müdahaledir. AYM'nin Berberoğlu kararındaki mantık burada da geçerlidir. Orada, bir mahkeme kararının 'uygulanmaması' mahkemeye erişim hakkını ihlal ederken, burada idarenin, bir mahkeme kararını 'beklememesi' ve dava konusu işlemi fiilen uygulaması aynı hakkı ihlal etmektedir. Her iki durumda da, yargısal koruma anlamsızlaştırılmakta ve hukukun üstünlüğü ilkesi zedelenmektedir. Doğru usul, idarenin dava sonucunu beklemesi veya acil bir durum varsa, İdare Mahkemesi'nden 'yürütmenin durdurulması' talebinin reddedilmesini beklemesidir.