CMK m. 156/3, sanığın sonradan müdafi seçmesi halinde baroca atanan müdafiin görevinin sona ereceğini düzenler. Peki, sanık hem barodan atanan zorunlu müdafi ile hem de kendi seçtiği vekaletnameli müdafi ile birlikte savunulmaya devam etmek istediğini beyan ederse, bu mümkün müdür? Sanığın bu yöndeki iradesi, CMK m. 156/3'ün emredici niteliğini ortadan kaldırır mı?
Evet, bu mümkündür. CMK m. 156/3, sanığı korumaya yönelik, onun iradesine üstünlük tanıyan bir hükümdür. Kuralın amacı, sanığın istemediği bir müdafi ile (baro tarafından atanan) temsil edilmeye devam etmesini önlemektir. Ancak, eğer sanık, hem zorunlu müdafiin (özellikle suçun niteliği gereği atanmışsa ve bu durum sanığa ek bir güvence sağlıyorsa) hem de kendi seçtiği vekaletnameli müdafiin yardımından birlikte yararlanmak istediğini açıkça beyan ederse, bu onun savunma hakkını en geniş şekilde kullanma iradesidir. CMK m. 149/1, sanığın 'bir veya birden fazla' müdafi yardımından yararlanabileceğini belirterek buna zaten imkan tanımaktadır. Sanığın, lehine olan bir usul kuralından (zorunlu müdafiin görevinin sona ermesi) feragat ederek, her iki müdafiin de duruşmada kalmasını istemesi, savunma hakkının daha etkin kullanılmasına hizmet edebilir. Bu durumda, CMK m. 156/3'ün 'görev sona erer' şeklindeki sonucu, sanığın açık ve lehe olan iradesi karşısında uygulanmaz. Mahkeme, sanığın bu talebini kabul ederek, her iki müdafiin de duruşmalara katılmasına ve savunmaya katkıda bulunmasına izin vermelidir. Bu, savunma hakkının genişletici yorumlanmasının bir gereğidir.