Bir eser sözleşmesinde, 'İşin geçici kabulü yapıldıktan sonra, yüklenicinin hiçbir ayıptan sorumluluğu kalmaz.' şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Bu hüküm, HMK m. 193 anlamında bir delil sözleşmesi midir? Bu hükmün, TBK'daki 'gizli ayıp' ve 'ağır kusur' halinde yüklenicinin sorumluluğunu düzenleyen emredici hükümler karşısındaki geçerliliğini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337344

Bu hüküm, bir delil sözleşmesinden çok, 'sorumluluğun kaldırılması veya sınırlandırılmasına' yönelik bir 'maddi hukuk sözleşmesi'dir. Ancak her durumda, TBK'nın emredici hükümleri karşısında, özellikle gizli ayıplar ve ağır kusur açısından geçersizdir. - Delil Sözleşmesi Niteliği: Bu hüküm, dolaylı olarak ispat rejimini etkiler. Çünkü ayıptan sorumluluk kalmadığında, ayıp iddiasının ispatı da anlamsızlaşır. Ancak doğrudan bir delili yasaklamak veya zorunlu kılmaktan çok, hakkın kendisini ortadan kaldırmayı amaçlar. - Geçerlilik Analizi: TBK'daki eser sözleşmesine ilişkin hükümlere göre, yüklenicinin ayıp sorumluluğu, iş sahibinin eseri kabulüyle sona ermez. İş sahibi, 'gizli ayıpları' (sonradan ortaya çıkan) tespit ettiğinde derhal ihbar ederek yüklenicinin sorumluluğuna gidebilir. Ayrıca, TBK m. 115'e göre, borçlunun 'ağır kusurundan' sorumlu olmayacağına dair önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür. Eğer ayıp, yüklenicinin ağır kusuru (kast veya ağır ihmal) ile gizlenmiş veya ortaya çıkmışsa, sözleşmedeki bu sorumsuzluk kaydı geçersizdir. Sözleşmedeki bu hüküm, kanunun iş sahibini koruyan bu emredici hükümlerini bertaraf etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, 'gizli ayıplar' ve 'yüklenicinin ağır kusurunun olduğu' durumlar için bu sözleşme hükmü kesin olarak hükümsüzdür ve mahkeme tarafından dikkate alınmaz. Sadece, iş sahibinin makul bir incelemeyle fark edebileceği 'açık ayıplar' açısından, geçici kabulle birlikte bu ayıpları sonradan ileri sürme hakkını kaybettiği şeklinde dar bir yoruma tabi tutulabilir.