Bir anonim şirketin yönetim kurulu başkanı (sanık), VUK m. 359/b uyarınca sahte fatura kullanma suçundan yargılanmaktadır. Sanık savunmasında, 'Şirketin tüm mali işlerinden ve muhasebe kayıtlarından, sözleşme ile yetkilendirilmiş olan mali müşavirin sorumlu olduğunu, kendisinin bu işlemlerden haberi olmadığını' ileri sürmüştür. Bu savunma, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, yönetim kurulu başkanının sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Yönetim kurulunun TTK'dan kaynaklanan 'gözetim ve denetim yükümlülüğü'nün, ceza hukuku sorumluluğuna etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337342

Bu savunma, tek başına yönetim kurulu başkanının cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Her ne kadar ceza sorumluluğu şahsi ise ve suçu fiilen işleyen mali müşavirin sorumluluğu bulunsa da, yönetim kurulu başkanının da sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu sorumluluk, TTK'dan kaynaklanan 'gözetim ve denetim yükümlülüğü'nün ihlalinden doğar. Bir yönetim kurulu başkanı, şirketin mali işlerini bir profesyonele (mali müşavir) devretmekle sorumluluktan tamamen kurtulmaz. TTK uyarınca, yönetim kurulu, şirketin üst düzeyde yönetimi ve denetimi ile yükümlüdür. Bu, muhasebe ve finansal raporlama sisteminin doğru işlediğini gözetme görevini de içerir. Eğer yönetim kurulu başkanı, bu gözetim görevini 'kasten' ihmal ederse, yani mali müşavirin sahte belge kullandığını bilir veya bilmesi gerekirken umursamazsa (göz yumarsa), bu durumda sahte belge kullanma suçuna 'iştirak' etmiş sayılır. Bu iştirak, TCK m. 39/2-c'deki 'suçun işlenmesini kolaylaştırma' (yardım etme) veya durumun vahametine göre 'müşterek faillik' şeklinde ortaya çıkabilir. Sanığın kastının (doğrudan veya olası) olup olmadığı, şirketin büyüklüğü, sahte faturaların tutarı ve sürekliliği, başkanın mali tablolara vakıf olma derecesi gibi somut delillerle mahkeme tarafından takdir edilir. Sadece 'bilmiyordum, mali müşavir yaptı' savunması, basiretli bir tacir olması gereken yönetim kurulu başkanını sorumluluktan kurtarmak için genellikle yeterli görülmez.