HMK m. 180'in gerekçesinde, davasını tamamen ıslah edip dilekçe vermeyen davacının, ıslahla ileri sürmek istediği 'yeni talebi için yeni bir dava açması gerekeceği' belirtilmiştir. Davacı, bu yeni davayı açtığında, ilk davada yapılmış olan usuli işlemler (örneğin, bir tanığın dinlenmesi, bir bilirkişi raporu alınması), bu yeni dava için de delil olarak kullanılabilir mi? Yoksa her yeni davada tüm delillerin yeniden toplanması mı gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337340

Evet, ilk davada yapılmış olan usuli işlemler, ikinci dava için de delil olarak kullanılabilir. Her ne kadar ikinci dava, usulen 'yeni' bir dava olsa da, her iki dava da aynı temel maddi uyuşmazlıktan kaynaklanmaktadır. Ceza muhakemesindeki 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesi medeni usul hukukunda o kadar katı değildir. HMK, 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' (HMK m. 198) ilkesini benimsemiştir. Bu çerçevede, bir mahkemenin, başka bir davada (özellikle tarafları ve konusu büyük ölçüde aynı olan) usulüne uygun olarak toplanmış bir delili, kendi davasında 'takdiri delil' olarak veya 'yazılı delil başlangıcı' olarak dikkate almasına bir engel yoktur. Davacı, yeni davasında, ilk davada dinlenen tanığın tutanağını veya alınan bilirkişi raporunu 'delil' olarak dosyaya sunabilir. Mahkeme, bu delilleri doğrudan hükmüne esas alabileceği gibi, gerekli görürse o tanığı yeniden dinleyebilir veya yeni bir bilirkişi raporu aldırabilir. Bu, tamamen hakimin takdirindedir. İlk davadaki deliller, ikinci dava için 'bağlayıcı' veya 'kesin' delil değildir, ancak önemli birer 'takdiri delil'dir ve yeniden delil toplanması külfetini ve masrafını azaltarak usul ekonomisine hizmet ederler. Taraflar, bu delillerin içeriğine itiraz etme ve aksini ispatlama hakkına sahiptirler.