Yargıtay 2. CD 2016/17850 K. sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi'nin TCK m. 53'e ilişkin iptal kararının, temyiz incelemesi sırasında nazara alınması ve hak yoksunluklarının buna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının 'geriye yürümezliği' ilkesinin bir istisnası mıdır? TCK m. 7/2'deki 'lehe kanun' ilkesi, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları için de geçerli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337338

Evet, bu durum 'iptal kararlarının geriye yürümezliği' ilkesinin en önemli istisnasını oluşturur ve 'lehe kanun' ilkesinin bir yansımasıdır. Anayasa m. 153/5, 'İptal kararları geriye yürümez.' şeklinde bir genel kural koymuştur. Bunun amacı, iptal edilen bir kanuna güvenerek yapılmış olan işlemleri ve kazanılmış hakları korumak, hukuki istikrarı sağlamaktır. Ancak, bu genel kural, 'ceza hukukuna' ilişkin iptal kararları için geçerli değildir. Eğer Anayasa Mahkemesi, bir suç tanımını veya bir cezayı ya da cezanın bir sonucunu (güvenlik tedbiri, hak yoksunluğu gibi) iptal ederse, bu karar TCK m. 7/2'deki 'lehe kanun' ilkesi kapsamında değerlendirilir. TCK m. 7/2, 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.' der. Bir kanun hükmünün AYM tarafından 'iptal edilmesi', o hükmün ortadan kalkması ve fail lehine yeni bir hukuki durum yaratması anlamına gelir. Bu, sonradan çıkan bir 'lehe kanun' ile aynı hukuki sonucu doğurur. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi'nin ceza normlarına ilişkin iptal kararları, 'derdest' (devam eden) ve 'kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş' tüm dosyalar için, geriye dönük olarak uygulanmak zorundadır. Yargıtay'ın, temyiz incelemesi sırasında, henüz kesinleşmemiş bir dosyada, sonradan çıkan AYM iptal kararını re'sen dikkate alması, bu anayasal ve yasal zorunluluğun bir gereğidir.