Taksirle yaralama suçunda (TCK m. 89), 'bilinçli taksir' halinde cezanın artırılacağı (TCK m. 22/3) belirtilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, kırmızı ışıkta geçerek bir kazaya ve yaralanmaya neden olma eylemi, tek başına 'bilinçli taksir' için yeterli midir? Yoksa failin hız durumu, kavşağa yaklaşım şekli gibi ek unsurların da değerlendirilmesi mi gerekir? Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki sınırın, trafik suçlarındaki yansımasını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337324

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, kırmızı ışıkta geçmek tek başına ve otomatik olarak 'bilinçli taksir' kabul edilmez. Bu, 'basit taksir'in nitelikli bir hali olarak da görülebilir. Ayrımın yapılabilmesi için, failin sübjektif durumunu ve riske karşı tutumunu gösteren ek unsurların da değerlendirilmesi gerekir. - Basit Taksir: Fail, bir anlık dikkatsizlik, dalgınlık veya yanlış algılama (örneğin, ışığın sarıdan kırmızıya döndüğü o kısa anda geçebileceğini düşünmesi) sonucu kırmızı ışığı ihlal etmiş olabilir. Burada, neticeyi 'öngörmeme' durumu söz konusudur. Bu, basit taksirdir. - Bilinçli Taksir: Failin, kendisine kırmızı yandığını 'açıkça görmesine ve bilmesine' rağmen, kavşağın boş olduğuna veya çok hızlı geçerek bir kaza olmayacağına güvenerek, yani neticenin (kaza) olabileceğini 'öngörerek' ama olmayacağını umarak veya umursamayarak geçmesi bilinçli taksirdir. Mahkeme bu ayrımı yaparken; failin kavşağa yaklaşım hızı (aşırı sürat, bilinçli taksir karinesini güçlendirir), kavşaktaki trafik yoğunluğu, görüş mesafesi, tanık beyanları (failin tereddüt edip etmediği, frene basıp basmadığı vb.) gibi somut delilleri değerlendirmelidir. Kırmızıya henüz dönmüş bir ışıkta dikkatsizce geçmek basit taksire, uzun süredir kırmızı yanan bir ışığa, yüksek süratle ve hiç yavaşlamadan girmek ise bilinçli taksire daha yakındır. Sınır, failin riski öngörüp öngörmediği ve bu riske karşı takındığı tavırda yatmaktadır.